» Forum, Sohbet, İSKİLİP Haberleri, İskilipFM Radyo, İskilip Fotoğrafları, Resimleri, iskiliple ilgili videolar, İskilip Köyleri ve Daha Birçok İçerik.

    • Facebook Hesabınız İle Sitemize Hızlı Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz
    • Veya Bilgilerinizi Kendiniz Girerek Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz

» Haber Kategorileri

» Hit Haberler

» Son Haber Yorumları

» Haber İstatistikleri

  • Haber Sayısı 1684

  • Okunma Sayısı 4444913

  • Kategori Sayısı 22

  • Yorum Sayısı 829

» Orhan Öztürk'ten zaruri açıklama

Haber Resmi
Bookmark and Share
  • Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)
      Beğenenler & Beğenmeyenler
Beğen Beğenme
Gündem Kategorisinde Gez
               
Paylaş
 

 

Eski Belediye Başkanı ve 5 yıldır Küçükçekmece Kaymakamı Orhan Öztürk, Mustafa Sak'ın yaptığı açıklamaya karşın yanlış anlaşılmalara meydan vermemek için bir açıklama gereği doğduğunu belirtti. Öztürk'ün açıklaması şöyle:


İskilipliyiz.com isimli internet sitemizde değerli dostum Sn. Mustafa Sak tarafından yazılmış bir yazıyı okuyunca buradaki bazı bilgiler hakkında farklı bir bakış açısı ve zannederim eksik bir bilgiyle yazılan bir hususu aydınlatmak istedim. Çünkü konu şahsımla ilgili olup Abdüliçi mevkiinin imara açılmasının yanlışlığına dairdir.

Mustafa Beyin İskilip’imizi sahiplenen, şehri ve insanlarımızın problemlerini dert edinen yapısını, buna dair fikirlerini ve proje bazlı uygulamalarını takdir ettiğimi belirtmek isterim. Hemşerilerimize faydalı olmaya çalışan, İskilip sevdalısı birisi olduğu sadece sözlerinden değil işlerinden ve duruşundan bellidir. Bu hususta takdir ve sitayişle bahsedilecek, çoğumuzun bilmediği güzelliklere katkısı olduğunu yakinen biliyorum. Bazılarının sadece içi boş konuşmalarına karşılık Mustafa SAK sözle değil gerçekleştirdiği projeler ve İskilip’e getirilmesini sağladığı yatırımlar kaynaklar ile memleketini seven bu anlamda milliyetçi birisidir. Söylediklerini bu sebeple ciddiye alıp açıklama yapmak mecburiyetini bu sebeple zaruri gördüm. Kendisinin benim açımdan hem önemli hem de benim için değerli bir dost olduğunu belirtmek isterim.

Abdüliçi mevkiinin imara açılması göreve geldikten hemen sonra yapılan imar planı çerçevesinde yapılmıştır. İskilip’in imar alanının 3 misli artırılarak şehrin rahat ve ferah bir yapıya kavuşturulması amacıyla yapılan bir uygulamanın bir parçasıydı bu. Çünkü şehirlerin alanını genişletmeden mevcut sıkışıklığı çözmek mümkün değildir. Ancak bu tür uygulamalar arsa ve dükkân sahiplerinin tercih etmediği bir yoldur. Bu uygulamalar arsa değerini ve müşteri rantını düşürür. Kısa vadede esnafın ve eşrafın lehine de değildir.

Bir yerin imara açılması demek her tarafının bina ile doldurulması demek değildir. Batıda gördüğüm pek çok şehirdeki imar uygulamaları ile adeta park içinde şehir konumunun imar yoluyla kazandırıldığına dair örnekleri gördüm. 3-5-10, 20 dönümlük araziler içinde hatta orman alanlarında 2-3 katlı ve 300-500 m.2lik çiftlik evi tarzındaki yapılaşmalar yoluyla yeşil dokunun daha da kuvvetlendirildiği, binaları yeşillikler içinde adeta kaybolduğu alanları yurt dışı seyahatlerine gidenler en azından uçaktan görmüşlerdir.

Abdüliçi mevkii de bu çerçevede dışarıdan bakılınca yeşil görüntüsüne rağmen mülk sahiplerinin çoğunun İskilip dışına göç etmesi, miras yoluyla arazinin parçalanması ve sahipsiz kalması ve çok hisseli bir yapıya sahip oluşu dolayısı ile bakımsız ve harap olan bir yerdir.

Amaç buraların asgari 1500-2000m.2 lik imar düzenlemesi ile içinde oturulan ve dolayısı ile sebze meyve üretimi yapılan bir alana dönüştürmekti. Çiftlik evi tarzındaki bu tür bir yapılaşma hem arazinin yeşil dokusunu güçlendirecek hem de üretimin artışını sağlayacaktı. Nitekim Kanara ve Bağözü tarafında buna dair bağ evleri uygulamaları mevcuttur.

Burada imar %10 olarak verilmiş, kat yüksekliği de 2 olarak belirlenmiştir. Zaten arazinin alüvyonlu oluşu yüksek katlı bina yapımına elverişli değildir.

Bu bilgiler çerçevesinde yapılan uygulamalar eğer hala yanlışsa buna bir diyeceğim yoktur.

Şahsım; 5 yıllık belediye başkanlığım dönemimde tek bir yeri dahi yeşil alandan konuta dönüştürmemiştir. Hatta tersi uygulamalara dair örnekler de mevcuttur. Ormanlık alanlar ve yeşil dokular; içinde yaşayarak muhafaza edilir ve geliştirilebilir. Öbür türlü bomboş alanlar bakımsız ve harap olmaya mahkûmdur. Hangi çiftlik evi bakımsız kalmıştır ki.

İskilip’in göç veren yapısı ve geleceği yanında Türkiye’nin sosyolojik süreçleri dolayısı ile nüfusunun 25.000- 30.000 olması orta vadede mümkün gibi görünmemektedir. Buna rağmen şehrin bu kadar sıkışık olması, park yeri problemi gibi pek çok sıkıntılar iki dağın arasına sıkıştırılmış, alanı bir şekilde büyütülememiş belediyecilik uygulamaları sonucudur. Bunu 5 yılda alanı genişleterek önlemek istedik ancak derin İskilip bunun yolunu değişik hamlelerle önleyebilmiştir.

Bırakın Çayboyunu, bir şehrin mahallelerinde bile bitişik nizam uygulamasını, yoğunluğu artıracak yüksek kat uygulamalarının, kamu yatırımlarını neredeyse Çarşı Caminin etrafında yoğunlaştırılması şehrin bunaltıcı hale gelmesine yol açmaktadır. Bitişik nizam ticari alanlarda ve özel olan yerleşim yerleri dışında düşünülmesi gereken bir uygulamadır.

Bunu önlemek için Adliye, Anadolu Lisesi, Afet konutları gibi yatırımlarla alan rahatlatılmaya çalışılmış, İskilip Sanayi arası yol çalışması, Devlet Hastanesinin Atatürk Orman Çiftliğine planlanması, Jandarma binasına Kaçak mevkiinde yer verilmesi, Çay boyundaki rıhtım uygulamaları bu açmazı çözmek yolunda atılmış adımlardı. Bunlar istenildiği ölçüde yapılamadı. Devlet yolunun şehrin içinden geçirilmesi, çevre yolunun şehrin içinden, mahallelerden değil; açtığımız eski Çankırı yolundan Kuruçay köyü üzerinden Uludere’ye bağlantısının yapılması gerekirken bu tür eksiklikler orijinal şehir yapısını maalesef olumsuz etkilemiştir. Yine ayrık nizam ve düşük kat olması gereken Çayboyu 1992 yılında yapılan imar planı ile bitişik nizam ve 6 kat yükseklik verilince yapılaşmanın hızlanması ile adeta kale duvarına dönüşmüş ve bunun düzeltilmesi gelinen noktada mümkün olamamıştır.

Türkiye’de deniz kenarları ile dere ve ırmak kenarları yüksek katlı ve bitişik nizam yapılarla arkasındaki binaların önünü kapatmaktadır. Esas olan ayrık nizam ve düşük kat, hatta çıkmaz sokak uygulamaları ile mahalle geleneğini, komşuluk dayanışmalarını güçlendirmektir. Bunların gerçekleşmesi 15-20 yıllık istikrarlı uygulamalara bağlıdır.

Ben parsel bazında tek bir kat artışı uygulamasını yapmadım. Rahmetli Hakkı dayım kat artışı vermediğim binasından dolayı bana küs olarak vefat etmiştir. Kat artışları ada bazında yapılır, parsel bazındaki uygulamalar adalete, eşitliğe ve hakkaniyete terstir.

Şehre sahip çıkma refleksleri bazen bu tür sonuçlara yol açabilmektedir. Şehrin genel menfaatlerine sahip çıkma iradesi bazen kişisel yıpranmışlıklara yol açabilmektedir. Ancak unutmayalım ki Osmanlı padişahları da bu olgu sebebi kardeşini oğlunu yeri geldiğinde idam edecek fedakârlıkları göstermişlerdir. Memleket için fedakârlığın tek yolu canından geçmek değildir. Bazen de kötü olmayı göze alabilmektir.

Şehircilik anlamında bu meyanda söylenebilecek ve yapılmış pek çok uygulamalara burada girmek mümkün değildir. Bu vesileyle şahsımla ilgili yanlış değerlendirmelere yol açılmaması için bu açıklamayı yapmayı zaruri gördüm. Takdir elbette değerli hemşerilerimizindir.

Etiket : Orhan, Öztürkten, zaruri, açıklama,
HABER BİLGİLERİ
Ekleyen : zekeriyatoprak | Kategori : Gündem | Tarih : 15.11.2013 08:55:10 | Hit : 4810 | Yorum : 0

» Haber Yorumları

HABER YORUM YAZ

 

» Copyright

2o11-2012 © K4DjR
Sitemizde yayınlanan filmler dosyalar dökümanlar yazılı görsel işitsel ve programsal içeriklerin bir kısmı kopyadır ve tanıtım amaçlıdır hak sahiplerinin isteği doğrultusunda siteden 24 saat içinde kaldırılır Ayrıca sitemizde bulunan içeriklerin bi kısmı orjinal kalitesinde değildir hayal kırıklığına uğramamak için orjinallerini satın almalısınız ve içerikleri bilgisayarınızda 24 saatten fazla tutmanız T.C. yasalarına göre suç sayılır Butür içeriklerden sitemiz sorumlu değildir ekleyen ve kullanan üyeler tüm sorumluluğu kabul etmiş sayılır. sanalbasin.com üyesidir SiteMap | © C.C.P.